Meyve ve Sebze(Gıda) Fiyatlarındaki Artışın Nedeni Zincir Marketler Mi Yoksa Lojistik Maliyetler Mi?- Ümit Işık - Ortak Akıl Politika Geliştirme
Ortak Akıl Politika Geliştirme

Meyve ve Sebze(Gıda) Fiyatlarındaki Artışın Nedeni Zincir Marketler Mi Yoksa Lojistik Maliyetler Mi?- Ümit Işık

Sahip olduğu coğrafi özelliklerinin olumlu etkilerine bağlı olarak tarımsal üretiminin kendine fazlasıyla yeten bir Ülke olduğu gerçeği dikkate alındığında, Türkiye’de son dönemlerde gıda ürünlerindeki fiyatların ve bu alandaki ithalatın artıyor olması gerçekten düşündürücüdür.

Tarımsal üretime bağlı gıda fiyatlarındaki artışı sadece üreticiye, aracıya veya zincir marketlere bağlamak sorunun çözümünde kolaycılığa kaçmak olacaktır. Zincir marketlerin özelikle meyve/sebze ve gıda fiyatlarındaki piyasayı belirleyici rolü elbette çok önemlidir. Market raflarındaki fiyatları örnek alan hal ve pazarcı esnafının da fiyatlarını belirlerken market raflarındaki fiyatları örnek aldığı sıklıkla dile getirilmektedir. Bu etkileşim fiyatların yukarı hareketinde önemli bir etken olmakla birlikte gerçek üreticinin bu artışlardan kendisine düşmesi gereken payı alamadığı bir gerçektir.

Meyve ve sebze üreticilerinin para kazanamadığı ve ürünlerini maliyetine bile satamadığı şikayetlerinin yükseldiği günümüzde fiyat artışlarının nedenlerini üreticiler dışında aramak gerekecektir. Bu açıdan bakıldığında üreticiden tüketiciye giden süreçte fiyatlar üzerinde birinci sırada etkili olan ve zorunlu olarak katlanılan bir takım maliyetlerin, diğer bir ifade ile lojistik maliyetlerin fiyat artışlarında etkisinin analiz edilme gereği vardır.

Son zamanlara kadar ülkemizde nakliyecilik ile kargoculuk arasına sıkışan bir kavramdan öteye gidememiş olan lojistik, en genel tanımıyla bir ürünü kaynağından (tedarikçilerden) nihai tüketicisine (müşterilere) ulaştırmak için gerekli tüm faaliyetler olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle, “Tüketici ihtiyaçlarını tatmin etmek amacıyla hammaddenin, süreç içindeki envanterin, nihai ürünün veya ilgili bilginin, çıkış noktasından nihai tüketim noktasına kadar etkin ve masrafları en aza indirilmiş bir şekilde varabilmesi için yapılan planlama, uygulama ve kontrol süreci” olarak tanımlayabiliriz[1]

Lojistik sürecin parçalarını ise her türlü ürün ve hizmetin başlangıç noktasından, tüketim noktasına kadar olan hareketinde rol oynayan lojistik faaliyetler oluşturmaktadır. Tarım sektörü için bu faaliyetleri;  1-Talep Tahmini,  2-Stok Yönetimi, 3-Depo Yönetimi, 4-Müşteri Hizmetleri,   5-Ambalajlama, 6-Elleçleme,  7-Taşıma, 8-Diğer Faaliyetler (Sipariş işleme, satış sonrası servis desteği, fabrika ve depo yer seçimi, satın alma, gümrükleme)[2] şeklinde sınıflandırmak mümkündür.

Yaş meyve ve sebze ürünlerinde sağlıklı fiyat oluşumu için üretimde verimliliği artırmak kadar, üretim sonrası dağıtım kanallarına da etkinlik kazandırmak kritik öneme sahiptir. Zira bu aşamalardaki ürünün fiyatının artmasına neden olan maliyetlerin düşürülememesi durumunda fiyat artışının da önünde geçmek mümkün olamayacaktır.

Gümrük ve Ticaret Dünyası Dergisinin 106’ncı sayısında yayımlanan “Yaş Meyve ve Sebze Sektöründe Lojistik Maliyetlerin Fiyatlara Etkisi” başlıklı makalede yer verilen ve üreticiden tüketiciye giden yolda karşılaşılan maliyetlerin 1 kg ürün üzerindeki etkilerini gösteren tabloya aşağıda yer verilmiştir.

Yapılan çalışma 2020 yılı saha çalışması olup örneği oluşturan zincir; Antalya ilinde üretilen limonun Ankara Toptancı halinde faaliyet gösteren tüccar tarafından üreticisinden satın alım işlemiyle başlamakta, markete satımı ile devam etmekte, nihai tüketiciye ulaşması ile son bulmaktadır.

 

LİMON: BAHÇEDEN MARKETE FİYAT OLUŞUMU

 

MALİYET KALEMİ MALİYET

TUTARI(Ort. TL)

AÇIKLAMA
Bahçede Ürün Bedeli 2,50 Bahçede 2,5-3.00 TL arasında satılan ürün en alt fiyattan işleme alınmıştır. Kurgumuz yatak limon üzerinden yapılmıştır.
Hasat Kayıpları 0,10 Iskarta/ ara maliyet
Kesim işçilik+Kasalama+Ambalajlama 0,55 Haliçi tüccar tarafından karşılanmaktadır.
Ürün Seçme+Difenil Kâğıtlara Sarılması+Kasa Bedeli 0,55 İthal ürünler olduğu için dolar kuru etkileyebilecek rakamlar kur farkına göre değişiklik gösterebilecektir.
Depo Ürün Kayıpları 0,20 Depo koşullarına göre fire oranları değişecektir.
Mersin – Ürgüp Nakliye 0,20 Bu kalem akaryakıt zamları otoyol köprü ücretlerine göre değişiklik gösterebilecektir.
Ürün Depolama Bedeli 0,30 Deponun sahipliğinin olmaması durumu vb.
Depodan Ürün Çıkış Fiyatı 4,40 Masraflar toplamı+ürün bedeli
Vergi 0,09 Rüsum (%1)+Stopaj (%2)+SGK Primi(%1)
Depo Çıkışı 0,63
Depo – Ankara Nakliye 0,20 Bu kalem akaryakıt zamları, otoyol köprü ücretlerine göre değişiklik gösterebilecektir.
Ankara Hal Girişi 5,32 Depo Çıkış fiyatı+masraf
Ankara Hal İçi Tüccar Giderleri 0,60 Dükkan Kirası+İşletme Giderleri+kar
Markete Giriş Fiyatı 5,92 Hal girişi+masraf
Vergi 0,25 KDV
Fire 0,32 Market Kayıp Oranı
Gider 0,75 İşletme Maliyeti
 

Market Maliyeti

 

7,24

 

Sıfır kar ile Hal çıkış fiyatı + masraf

Yukarıdaki örnekte görüldüğü üzere üreticiden, dalından 2,50 TL’ye satın alınan yatak limon, tedarik zincirinde karşılaştığı lojistik maliyetler sonucunda 7,24 TL’ye markete ulaşmakta ve market maliyeti diyebileceğimiz bu fiyata yine piyasa durumuna göre belirlenecek kar payı (En az %10 kar payı) eklendiği takdirde ürün ortalama 7,96 TL bedelle tüketiciye sunulabilmektedir.

Bu durumda üreticiden alınan limonun fiyatı yolculuğu sırasında oluşan maliyetler nedeniyle neredeyse 3 katına ulaşmaktadır. Tüketicinin ödeyeceği fiyat da marketlerin fiyat politikasına bağlı olarak değişkenlik gösterebilecektir.

Anlaşılacağı üzere gıda fiyatlarının oluşumunda etkili olan lojistik maliyetler azaltılmadıkça yaş sebze ve meyve fiyatları ve buna bağlı gıda fiyatlarındaki artışların önüne geçilebilmesi de kolay olmayacaktır.

Öte yandan tarımsal üretimin muhafazasında önem arz eden ve tabloda da bir maliyet unsuru olarak yer verilen depoculuk faaliyetleri de fiyat artışlarında önemli bir etkendir.

Arz ve talebin bir birine eşit olmadığı her durumda ürünlerin depolanma zorunluluğu bulunmaktadır. Aksi halde üretilen ürünlerin uzun vadede kullanılabilir kalması mümkün değildir.  Depolama ile kısa dönemde talep sahipleri kaliteli, hemen her mevsimde uygun fiyata sağlıklı ürün tüketme imkânına kavuşurken, piyasada da sağlanacak fiyat istikrarı ile üretici kazancında da artış olacak, uzun dönemde ise herhangi bir salgın, küresel ısınma vb. bağlı olarak kıtlık sorunu ile karşı karşıya kalınması durumunda gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi önlenmiş olacaktır. Ülkemizde depolarda ürün kaybının yaklaşık yüzde 3 olduğu ve söz konusu kayıpların ülke ekonomisinde karşılığının yaklaşık 3 milyar TL olduğu ifade edilmektedir. Bu rakamın ülke ekonomisi için ciddi bir kayıp olduğu ortadadır.

Ülkemizdeki depoların gerek üretim bölgelerinde gerekse tüketim bölgelerinde yeterli sayıda olmamasından kaynaklı olarak; ürünlerin depoların olduğu yerlere nakledilmesi, sebze ve meyvelerde kayıplar ya da kalite sıkıntıları olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine ürün yapısına uygun depo inşa edilmemiş olması ya da ürünlerin birlikte depolanması fireye neden olmakta, bu durum da ürün fiyatlarında artış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülke ekonomisine bu kadar çok katkısı olabilecek ve ülkemiz dengeleri çerçevesinde yaş meyve sebzelerin neden olduğu enflasyon sorununu çözmede etkili bir alan olan depoculuk konusunun ciddi bir şekilde ele alınması gerektiği tartışmasızdır.

Sonuç ve Öneriler

Esasen maliyetlerin ve peşi sıra gelen kâr oranlarının doğru tespit edilemediği yerde çözüme yönelik yanlış politikalarla boşuna zaman kaybedilmiş olacaktır.

Yukarıda yer verilen örnekte olduğu gibi aracı kârları olmadan bile üreticiden 2,50 TL’ye alınan ürünün yolculuğu sırasında oluşan maliyetler nedeniyle ortalama 7,24 TL’ye markete ulaşmakta ve market maliyeti olan bu fiyata uygulanacak en az yüzde 10 kâr payı ile üreticiden alınan limon tüketicinin sofrasına 7,96 TL’ye gelmiş olacaktır.

Dolayısıyla sadece aracıların çokluğundan ve zincir marketlerden kaynaklı bir fiyat artışından bahsetmek mümkün değildir.  Lojistik maliyetler ve uygun depolama imkanları dikkate alınmadığı sürece sorunun çözümü eksik kalacaktır. Ürünlerde yaşanan fiyat yüksekliği sorununun çözümü için aşağıdaki başlıklara özellikle dikkat edilmesinde fayda bulunmaktadır.

1-Ülkemizde demiryolu ve denizyolu taşımacılığı teşvik edilmelidir. Karayolu taşımacılığında ciddi maliyet oluşturan köprü ve otoyollardan alınan ücretlerin, gıda taşıması yapanlar için, örneğin yüzde 50 indirimli ödenmesi sağlanmalı ve gıda taşımacılığı yapanlara indirimli mazot satışı yapılmalıdır.

2.a-Yerel yönetimler eliyle üreticilerin kooperatifleşmesi yolunda gerekli eğitimler ve diğer teşvikler sağlanarak ürünlerin doğrudan üretici birliklerinden alınarak tüketiciye ulaştırılması sağlanmalıdır.  Bu amaca yönelik zincir marketlerin meyve ve sebze satışı yasaklanarak bu satışlar Belediyeler eliyle oluşturulacak kalıcı kapalı semt pazarlarında yapılmalıdır. Bu pazar yerlerindeki tezgahların rant kapısı olmaması için gerekli önlemler de alınmalıdır. Belediyelerin yetkilendireceği ve Pazarcılar Odalarınca kurulacak Kooperatifler doğrudan üretici birliklerinden ürün alarak üyelerine taleplerine göre eşit ve adil şekilde dağıtımı yapmalıdır. Bu amaçla Halk Ekmek satış ağından da yararlanılabilir.

2.b-Marketlerin meyve ve sebze satışlarına devamı durumunda piyasaya yön verecek güce sahip perakendecilerce satılan sebze-meyvelere kâr hakkı sınırı ve fatura üzerinde kâr oranının belirtilmesi[3] zorunluluğu getirilmesi hem kayıt dışılığı hem de haksız kazancın önüne geçilmesini sağlayacaktır.

 

3-Tarım Satış Kooperatiflerinin ve Birliklerinin (TARİŞ, Çukobirlik, Fiskobirlik vs.) cazip alım fiyatlarıyla piyasada belirleyici unsur haline gelmesi, üreticiden alınan ürünlerin diğer illerdeki belediyelerin belirlediği ve desteklediği pazaryerlerinde doğrudan tüketiciyle buluşturulması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.

 

4-Üretim miktarına göre yetersiz olan soğuk hava ve diğer geleneksel depoların gerek üretim gerekse tüketim bölgelerinde yeterli sayıda, ürünlere uygun olarak inşa edilerek sayıları arttırılmalı, mevcut olanlar ıslah edilmeli ve üreticilerin bireysel veya üretici örgütü boyutunda depoculuğa dâhil edilmesi yerinde olacaktır.

5-Gündemde olan yeni Hal Yasası Tasarısı ile modern bir duruma getirilmesi planlanan hallerde, sayı ve teknolojik açıdan yetersiz olan haliçi depoları, tarafların ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye getirilmelidir. Bu tedbir sadece maliyetleri düşürmeyecek aynı zamanda riskleri azaltarak, kayıpların minimize edilmesini sağlayacaktır

6-Ürünlerin belirli ellerde toplanarak satıştan kaçınılmasının, stokçuluk yapılarak piyasada darlık yaratılmasının ve fiyatların yükselmesinin önüne geçilmesi için hal içi-hal dışı  depoların ilgili Bakanlıklarca kayıt altına alınarak  gerek sistem üzerinden gerekse fiili olarak yapılacak denetimler yoluyla  gerekli takiplerin yapılması gerekmektedir

[1]https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/226557

[2] http://docplayer.biz.tr/31449174-Lojistik-faaliyetler-31-ekim-2016.html

[3] https://www.haberler.com/komisyonculardan-sebze-meyve-fiyatlarina-kar-orani-11722692-haberi/

Ortak Akıl Politika Geliştirme

Sosyal Medya

Bizi takip edin, birlikte daha güçlüyüz...