Clicky

Enis Tütüncü’den Vefatının 14. Yıldönümünde Erdal İnönü İle İlgili Unutulmayacak Bir Anı:’’İnönü Cüzdanını Çıkardı Ve…..’’ - Ortak Akıl Politika Geliştirme
Ortak Akıl Politika Geliştirme

Enis Tütüncü’den Vefatının 14. Yıldönümünde Erdal İnönü İle İlgili Unutulmayacak Bir Anı:’’İnönü Cüzdanını Çıkardı Ve…..’’

“Erdal İnönü cüzdanını çıkardı ve içinde ne kadar para varsa, hepsini masanın üzerine koydu…”

 

Erdal İnönü ile 1978 yılında tanışmıştık. O süreçte kendisi Boğaziçi Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Dekanı, ben ise 1978 Ecevit hükümetinde Başbakanlık Özel Danışmanı’ydım. Özlük haklarım Devlet Planlama Teşkilatında saklı, özel danışmanlık statüsüne sahiptim.

Hükümetin oluşumunda , İki Başbakan Yardımcılığı vardı. Bakanlıklar  Arası Ekonomik İşler Koordinasyon Kuruluna Hikmet Çetin, Bakanlıklar Arası Sosyal İşler Koordinasyon Kuruluna ise,  Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu atanmışlardı.

Ben, rahmetli Feyzioğlu’na bağlı Sosyal İşler Koordinasyon kurulunun çalışmalarından sorumluydum. Söz konusu zaman kesitinde Ankara’da düzenlediğimiz bir toplantıda Erdal İnönü ile tanıştık. Kendisi Boğaziçi Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak bu toplantıya katılmıştı. Toplantının gündemi, Eğitim ve İnsan Gücü Planlaması idi. Erdal Bey, gündem üzerinde Temel Bilimler perspektifi açısından son derecede önemli katkılarda bulunmuştu. DPT’de bir dönem sektör sorumlusu olarak çalıştığım ve bildiğim bir konu üzerinde Erdal Bey’den etkilendiğimi daima anımsarım. Benim açımdan öğretici bir toplantı olmuştu.

Yıllar sonra 1983’de Erdal Bey ile Sosyal Demokrasi Partisi, SODEP kuruluşunda yollarımız kesişti. Bu kesişmede, söz konusu toplantının izlerinin olduğunu yıllar sonra fark ettim.

1983 yılında Erdal İnönü’nün Genel Başkanlığında kurulan  Sosyal Demokrasi Partisi(SODEP) kurucu üyeleri, 12 Eylül’ün Milli Güvenlik Konseyince veto edilmeye başlanmıştı. İnönü’nün veto edilmesinden sonra Cezmi Kartay’ın Genel Başkanlığa getirilmesiyle partinin kuruluş çalışmalarına kararlılıkla devam edildi. Ne var ki, vetolar seçim tarihine kadar sürdürülmüş ve SODEP’nin kuruluşu seçim sonrasına bırakılmıştı.

Seçimden sonra, Erdal İnönü’nün yeniden Genel Başkanlığa dönmesi için kamuoyunda çok güçlü bir talep oluşmuş. Eşi Sevinç Hanım, esasen daha işin başlangıcından itibaren, Erdal Bey’in siyasete atılmasını istemiyordu. Bu arada Erdal Bey de seçim sonrası yaptığı durum değerlendirmesinde, yeniden siyasete dönmeye soğuk bakmaktaydı. Ama üzerindeki baskı her geçen gün öylesine artıyordu ki, Genel Başkan Sayın Cezmi Kartay’ın, aralıksız ısrarları karşısında artık direnemeyeceğini anladı ve şöyle konuştu:

“Sayın Kartay, bu kadar ısrarlı iseniz karşı çıkmayacağım ancak veto edilenlerden 10 arkadaşımın da Kurucular Kurulu’na alınması şartım olur.” (C. Kartay Anılarından)

İşte, söz konusu şart uyarınca veto edilmiş kurucu üyelerden Prof. Dr. Türkan Akyol, Çalışma eski Bakanı Av. Atilla Sav, Sendika lideri Muzaffer Saraç gibi arkadaşlar arasında ben de 17 Aralık 1983 günü Kurucular Kurulu’na yeniden davet edildim. Aynı gün yapılan tüzük değişikliği önerisiyle Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’na seçildim.

Nereden nereye…

1978’in Ankara’sında Erdal İnönü ile bir toplantıda tanışmamız ve yıllar sonra 1983 yılında SODEP’te buluşmamız…

Erdal Bey ve 10 arkadaşı ile birlikte yeniden SODEP’te göreve başladık. Başkanlık divanı oluşmuş, Parti Türkiye çapında hızla örgütleniyor ve güçleniyordu. Ancak, Parti veto edilmeden önce verilen destek sözleri bıçak gibi kesilmişti. Çok büyük maddi sıkıntılar içindeydik. Öyle zamanlar oluyordu ki, yerel örgütleri, İl başkanlarını toplantıya çağırdığımızda, onların başta otel masrafları olmak üzere çoğu harcamalarını karşılayamıyorduk. Gelenler tüm masrafları kendi bütçelerinden yapıyorlardı. Biz kimi zaman kokteyllerle durumu idare etmeye çalışıyor, çok sıkıştığımızda ise benzer etkinlikleri Parti binasında düzenliyorduk.

Ancak öyle bir zaman geldi ki, saymanımız, artık kokteyl masraflarını Parti’de dahi karşılayacak paramızın kalmadığını açıkladı.

Bu konunun da konuşulduğu MKYK toplantısında, hiç unutmam Erdal İnönü cüzdanını çıkardı ve içinde ne kadar para varsa, hepsini masanın üzerine bıraktı.

Sonrasında hiç konuşmadan önüne baktı ve sustu.  Salona büyük bir sessizlik çökmüştü. Sonuçta gereken para toplanmış, il başkanlarına mahcup olmaktan kurtulmuştuk.

Siyaset hayatımın sayısız olayları arasında bu eşsiz insanla ilgili ayrıntılar yazmakla bitecek gibi değil.

Bu vesileyle Erdal İnönü’nün vefatının 14. yıldönümünde anısı önünde  saygıyla eğiliyorum.

 

 

Kaynak:www.yurtseverlik.com

Ortak Akıl Politika Geliştirme

Sosyal Medya

Bizi takip edin, birlikte daha güçlüyüz...