Clicky

SEVİNÇLE HÜZNÜN ÇELİŞKİSİ- Tevfik Kızgınkaya – Ortak Akıl Politika Geliştirme
Ortak Akıl Politika Geliştirme

SEVİNÇLE HÜZNÜN ÇELİŞKİSİ- Tevfik Kızgınkaya

 

 

Doğal bir afetin felaketi,

Felaketin acı dolu gerçekleri,

Gerçeklerin çelişkileri,

Çelişkilerin tehlikeleri ortaya çıkardığı

Farklı duygularla dolu günler…

*

228, 238, 248, 260, 261, 278 saatte…

Enkaz altından çıkartılan insanlarımızın yaşama devam edebilmesi,

Sevincin ve hüznün çelişkisini yaşatıyor…

Öylesine büyük bir çelişki ki,

Bu kadar saat sonra insanlar canlı olarak enkazlardan çıkartılabiliyorsa,

İlk gün kurtarma çalışmaları başlasaydı;

  • Enkazlardan yükselen seslere ulaşılabilirdi,
  • Enkaz altında yardım bekleye bekleye cansızlaşan insanlarımız yaşamda olabilirlerdi…
  • 11 gün sonra kurtarılan Mehmet, Mustafa, Osman ve Yasin, 278 saatten çok önce kurtarılabilirlerdi…
  • Orhan, 4 gün kurtarılmayı bekleyen Eylem’iyle kucaklaşabilirdi…
  • Kıbrıs’tan gelen sporcular evlerine dönebilirlerdi…
  • Binlerce insanımız daha yaşamda olabilirdi…
  • Çocuğu genci yaşlısı, kadını erkeği, daha binlercesi yaşama gülmeye devam edebilirlerdi…

Kurtulanlara sevinirken,

Bu gerçeklerle hüzünlenmenin çelişkisini yaşamak,

İnsanı,

Önce çaresizliğin boşluğuna ardından da kızgınlığa ve öfkeye doğru sürüklüyor.

*

Müdahalede geç kalan iktidar,

Depremden kurtulan insanlarımızı, eğitimi yok edecek şekilde üniversite yurtlarına göndermenin,

Yıkılan binaları bir an önce kaldırmanın,

Böylece konunun daha fazla konuşulmamasının peşinde.

İspanyol kurtarma ekibinin giderken söyledikleri,

“Türk hükümeti enkazlara iş makineleriyle girme kararı verdi. İş makineleri koymak demek zaman kazanmak demek. Fakat makineler insanları öldürür. Böyle bir şey bir sürü insanın ölmesi demek. Biz bunun parçası olmayacağız.”

“Eğer daha iyi koordinasyon olsaydı yani yetkili kurum veya hükümet daha sağlıklı bir koordinasyon yapabilseydi bugün burada elimizde bulunan imkanlardan çok daha fazla faydalanabilirdik.”

Dört gün boyunca Hatay’da çalışan Slovakya ekibinin sözleri,

“Bize bugün döneceğimiz söyledi, çünkü tam bir insanlık krizi ortaya çıkıyor zira hükümet iş makineleriyle enkaza girmeye karar vermiş.”

RTE-AKP’nin değer yargılarını ve amacını görmek için yeterli.

*

Bir insanı yaşamda tutabilmenin umuduyla,

Yaşamları pahasına enkazların içinde yaşam yolları açan,

Yerlisi yabancısı kurtarma ekiplerindeki alnı öpülesi insanların,

Birbirlerine sarılışları, döktükleri gözyaşları,

İnanıyorum ki insan olan herkesin yüreklerinde ve gözlerinde de var oldu.

*

Dünyanın her bir köşesinden gelen kurtarma ekipleri ve yardımlar…

Yunanistan devlet televizyonundan yükselen,

“Ben seni sevduğimi dünyalara haykırdım” ezgisi…

Acıyı, yokluğu, soğuğu, açlığı yaşayan insanlarımızla bütünleşen,

Ülkemizin her bir köşesindeki insanlarımızın dayanışması…

Bir nebzede olsa merhem oldu yüreklerdeki acıya ve hüzne.

*

Böylesi büyük bir çelişkinin girdabını yaşarken,

Durumdan vazife çıkartarak yardıma koşan insanlarımıza,

Belediyelere, siyasi partilere, AKUT’a, Haluk Levent’in önderliğindeki AHBAP’a,

  • Teşekkür etmek, destek olmak ve alkışlamak yerine iktidarın yönelttiği ağız dolusu hakaretler ve suçlamalar…
  • Enkazın içinden insanlarımızı çıkartan ekiplerden rol kapmaya çalışan, biz kurtardık havası yaratmaya çalışan riyakarlar…
  • Kameralarla çekim yapılması için insanların enkazdan çıkartılırken bekletilmesi, ardından yükselen tekbir sesleriyle yapılan siyasi şovlar…
  • Yabancı kurtarma ekiplerinin kabul etmediği daha 7’nci günde enkazlara iş makinalarının sokulması…
  • Kurtulan çocukların tarikat yuvalarına teslim edilmesi,
  • Depremin gerçek yüzünü gösteren, acılarını dile getiren televizyonlara, gazetelere, sosyal medya paylaşımlarına yönelen karalamalar, hakaretler, tehditler…
  • Siyaseten zarar görmemek adına her fırsatta afetin büyüklüğünü öne sürerek sorumluluktan kurtulma çabaları…

Hüznün de çok ötesinde…

*

Geçmişte yaşadığımız depremlerde yaşamadığımız bir sorun çıktı ortaya, Güvenlik.

Yağmalamalar, hırsızlık, yol kesmeler…

Her bir köşesinde dayanışmanın yaşandığı,

Ekmeğini paylaşmasını bilen insanların ülkesinde,

Neden yaşandı böylesi olaylar, kim bu yüreği kurumuş insanlar?

Kentlerin güvenliğini sağlamakla sorumlu olan bakan mı?

Gerçek görevini yapmak yerine sağa sola hakaret ve tehdit yağdırmakla meşguldü…

*

İktidarını sürdürebilmenin telaşına düşen RTE-AKP’nin,

Tek kişilik yönetime dönüştürdüğü devletin,

Kurumsal yapısının, kurumlarının ve kurallarının yok edilmesi,

Boşaltılan hazineye para toplayacağım diye,

Depremde yıkılan 10 ilde 294 bin binaya imar barışı izni vermesi,

Doğal bir afetin felakete dönüşmesinin temel nedenleridir.

Fay hatları üstünde olduğu bilinen kentlerdeki çarpık yapılaşma,

Dere yataklarına kadar uzanan ranta dayalı plansız yerleşimler,

Denetimsiz inşaatlar, dayanıksız binalar…

Deprem ülkesinde felakete kapı açan yanlışlıklar değil midir?

Bunlar çokça yazılacak, konuşulacak ama biliyorum ki,

Felaketin bütün yükü 5-10 müteahhite yüklenecek ve unutulacak…

Türkiye bir ay içinde şantiye alanına dönecek,

Bilinen şirketlere TOKİ üzerinden işler pay edilecek,

RTE de biz kimseyi evsiz bırakmayacağız diye diye..

Nutukları atarak seçim propagandası yapacak.

*

Türkiye, birçok defa olduğu gibi bu felaketin yaralarını da saracaktır.

Ancak asıl aşılması gereken felaketi önleyerek…

Türkiye Cumhuriyeti 22 yıldır siyasi bir depremle sarsılmaktadır.

Bu siyasi depremin yarattığı felaketle de,

Her alanda ağır hasarlı bir ülke halini almıştır.

Depremi yaratan RTE-AKP ülkeye verdiği hasarın bilincindedir,

Ve yarattığı felaketi kalıcılaştırmak niyetindedir.

Yapısı, kurumları işleyişi ve niteliği ile Devlete verdiği hasar planlıdır.

Halka verdiği hasar ise umurunda bile değildir.

*

Felaketler öngörülerek ve önlemler alınarak önlenebilir.

Yaşanılan yıkımları, acıları, yanlışları ve hukuksuzlukları…

Bir kez daha yaşamamak,

Siyasetin ve tüm yurttaşların yaşanılanlardan alacağı derslerle,

Bu felaketi öngörmesine, üstüne düşen adımları atmasına ve önlemleri almasına bağlıdır.

Ülkesiyle ve Milletiyle 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş geleceği için,

Bugünün koşullarında yeniden bir kurtuluş ve kuruluş mücadelesi verilmek zorundadır.

Bu kadim topraklarda insanca, barış ve huzur içinde yaşamak istiyorsak…

 

 

Kaynak:www.yurttansesler.org

https://ortakakil.org.tr/

Ortak Akıl Politika Geliştirme

Sosyal Medya

Bizi takip edin, birlikte daha güçlüyüz...