Clicky

Milletvekili Seçim Yasası’nda Yapılması Düşünülen “Seçim Barajı” Değişikliği Ne Anlama Gelmektedir?- Demokratikleşme Masası - Ortak Akıl Politika Geliştirme
Ortak Akıl Politika Geliştirme

Milletvekili Seçim Yasası’nda Yapılması Düşünülen “Seçim Barajı” Değişikliği Ne Anlama Gelmektedir?- Demokratikleşme Masası

DEMOKRATİKLEŞME MASASI

KOORDİNATÖR : ÖZGÜN ŞİMŞEK

MİLLETVEKİLİ SEÇİM YASASI’NDA YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN “SEÇİM BARAJI” DEĞİŞİKLİĞİ NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

 SEÇİM BARAJI NEDİR?

 Seçim barajı, bir siyasi partinin Meclis’te temsil edilebilmesi için alması gereken asgari oy düzeyini ifade ediyor. Seçim barajı, kanunlarla belirlenmiş oy oranına ulaşan partilerin Meclis’te temsil edilmesini sağlıyor.

SEÇİM BARAJININ YAKIN GEÇMİŞİ;

12 Eylül askeri rejimi tarafından hazırlanan ve 13.06.1983 günü resmi gazete yayınlanarak yürülüğe giren 2839 sayılı Milletvekili  Seçim Yasası’nın ilk halinde ikili bir seçim barajı düzenlemesi yapılmıştır. Seçime girecek partilerin,

  •  ülke geneli için geçerli oyların %10’undan fazla oy almaları gerekmektedir
  • bunun yanında birde seçim çevresinde milletvekili çıkartılabilmesi için, o seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların toplamının, o seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilecek sayıdan fazla oy alması gerekmektedir.

Bu yasa ile 3 genel seçim yapılmıştır. Madde düzenlemesi ile askeri rejim tarafından asıl olarak bir kısım radikal – marjinal örgütlenmelerin/görüşlerin parti olarak mecliste yer almasını önlemek amaçlanmıştır. Ayrıca barajın bu denli yüksek olması birbirine yakın görüşlerin aynı çatı altında bir araya gelmesine, aynı parti çatısı altında siyaset yapmalarına yol açmıştır. Bu düzenleme  ile marjinal siyasi görüşlerin partileşmesini engellenirken, bu yapıların mevcut siyasi partilere katılmasıyla, parti içi siyaset yapma anlayışında da değişimler yaşanmıştır.  1982 Anayasası gölgesinde düzenlenen Seçim Yasası, Siyasi Partiler Yasası gibi parti içi demokrasi yerine adeta lider sultası yaratan yasalar döneminde yapılan seçimlerin, seçim barajını aşamayacağını düşünen farklı siyasi görüştekilerin yaptıkları “mantık evliliği” ile bir araya gelmeleriyle oluşturdukları siyasi partiler arasındaki yarıştan ibaret olduğu söylenebilir. Bu dönemde yapılmak zorunda kalınan bu mutsuz birlikteliklerin temel nedeni ise hiç kuşkusuz seçimlerde aranan yüksek orandaki seçim barajıdır. İki faktörlü seçim barajının iptali için yapılan başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 1995 yılında seçim çevresi barajını iptal etmiş ancak ülke genelinde uygulanan %10 luk barajı iptal etmemiştir. 1995 yılından buyana ise tüm seçimler ülke genelinde uygulanan %10 luk baraj ile yapılmıştır. Barajın yüksek olduğu iddiasıyla AİHM’e yapılan müracaata ise; ülke genelinde uygulanan barajın yüksek olduğu, ülkede tartışıldığı, buna karşılık önceki hükümet istikrarsızlıklarının olumsuz anıları nedeniyle nedeniyle konulduğu ve ülkelerin böyle bir konuda “karar marjı” olduğu görüşü ile baraj lehine hüküm kurdu. Ancak şunuda ifade etmek gerekir k; 1995 seçimlerinden başlayarak seçime girme hakkı elde eden siyasal parti sayısı artmıştır. 1991 de 6 siyasi parti seçime katılmışken, 1995 te 12, 1999 da 20, 2002 de 18 siyasi parti seçime katılmıştır. %10 seçim barajının düşürülmesi gerektiği defalarca gündeme gelmesine rağmen, tüm iktidarlar  12 Eylül rejiminin “yükte hafif pahada ağır” bu hediyesinden yararlandılar, sürekli “milli irade” vurgusu yapan sağ iktidarlar ise milli iradenin parlementoya tam anlamıyla yansımasının önündeki en büyük engellerden birisi olan yüksek seçim barajına sürekli sahip çıktılar.

MİLLETVEKİLLİĞİ SEÇİM YASASI’NDAKİ MEVCUT DURUM;

Milletvekilliği Seçim Yasası’nın “Genel baraj ve hesaplanması” başlıklı 33.maddesine göre;

“Genel seçimlerde ülke genelinde, ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde, geçerli oyların % 10’unu geçmeyen partiler milletvekili çıkaramazlar.  Seçim ittifakı yapılması halinde, yüzde onluk barajın hesaplanmasında ittifak yapan siyasi partilerin aldıkları geçerli oyların toplamı esas alınır ve bu siyasi partiler için ayrıca baraj hesaplaması yapılmaz. Bir siyasi parti listesinde yer almış bağımsız adayların seçilebilmesi de listesinde yer aldığı siyasi partinin ülke genelinde ve ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde yüzde onluk barajı aşması ile mümkündür.”

Öncelikle bu maddede ifade edilen %10 barajın batı demokrasilerinde bu kadar yüksek oranda olmadığını, hatta Rusya’da dahi 2016 seçimlerinden önce %7 den %5 e indirilerek uygulandığını, batı ülkelerinde barajsız seçim sistemlerinin olduğu gibi genel uygulamanın %2 ile %5 arasında olduğunu belirtmek gerekir.

SEÇİM BARAJI, “TEMSİLDE ADALET”İ VE  “HÜKÜMET İSTİKRARI”NI SAĞLAYABİLMİŞ MİDİR?

1995 değişiklikleri ile Anayasa’ya, seçim kanunlarının ‘temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerinin bağdaştıracak şekilde düzenlenecekleri’ ilkesi eklenmiştir.

Bir bütün olarak bakıldığında, %10’luk ülke seçim barajının, erişilmek istenen “istikrar” amacı bakımından beklentilere ancak “sınırlı ölçüde” yanıt verebildiğini söylemek mümkündür, eğer istikrardan, ‘bir’ partinin yıllarca süren denetimsiz/kontrolsüz yönetimi anlaşılıyorsa, % 10 elbette istikrar sağlar. Bu mantıkla, barajı % 30’a çıkarmak, yönetimi daha da istikrarlı hale getirecektir. Üstelik yasama yetkisi ‘asli ve genel’ olduğu için TBMM’nin barajı % 30 yapmasının önünde bir pozitif hukuk engeli de yoktur. Ancak, “istikrar” için “temsilde adaleti” feda etmeninde toplumda ciddi sonuçları olacağı da kabul edilmelidir. Zira; seçim barajı yoluyla parlamentoda suni bir çoğunluk üretmenin bir “meşrutiyet krizi” yaratabildiği gibi, parlamento dışında kalan, sistem dışına itilen kesimlerin farklı katılma biçimlerine yönelmelerine, parlamento dışı muhalefetin sertleşmesine neden olabildiği de görülmektedir.

Ülke barajının “temsilde adalet” bakımından doğurduğu sonuçlara gelince; 1995’te %14, 1999’da %18,5 ve 2002’de %45 tutarındaki oy %10 luk ülke barajı nedeniyle mecliste temsil edilememiştir. 2002 seçimlerinde %34,4 oy alan parti %66,4 oranında elde ettiği milletvekili sayısıyla tek başına Anayasa değişikliği yapacak sayıda milletvekilliği kazanmıştır. Bu sonuç 1995 Rusya seçimleri dışında, en yüksek orantısızlık değerini ortaya koymaktadır. Ülke genelinde uygulanan %10 luk seçim barajının; en çok oy alan partiden başlayarak azalmakla birlikte barajı aşan tüm partiler bakımından alınan oy karşılığını aşan bir temsili ortaya çıkarttığı görülmektedir. Bu yolla parlamentoda üretilen büyük çoğunlukların, yasamanın yürütmenin güdümünde hızlı çalışabilmesi bakımından bazı avantajlarının olduğunu söylemek mümkün ise de, bu durumun uzlaşma kültüründen uzaklaşılmasına, çatışmacı üslubun güçlenmesine neden olduğu da görülmektedir. Bu bakımdan %10 luk seçim barajının temsilde adaleti gerçekleştirmenin önünde bir engel olduğunu kabul etmenin yanında uzlaşmacı kültürü yok eden anlayışların gelişmesine de yol açtığını görmekte  gerekir.

Ülkemizde durum böyle iken, İsveç’te 2002 seçimlerinde %3, Almanya’da 2005 seçimlerinde %3,9, Polonya’da 2005 seçimlerinde %10,7 gibi çok düşük oranlardaki oylar mecliste temsil edilmemişlerdir.

Ülkemizde uygulanan %10 seçim barajının amaçlarından biriside oyların büyük partilerde birleşmesini sağlamak olduğu ifade edilirken, seçimlere katılan parti sayısının her seçimde arttığını, büyük partilere yönelimin sınırlı olduğunu, hatta büyük partilerden ayrılışların ve yeni parti kurulmalarının arttığını söylemek mümkündür. Bu bakımdan da %10 seçim barajının istenilen sonucu sağlamamış olduğu görülmektedir.

Ülkemizde uygulanmaya başlayan seçim ittifakları nedeniyle, %10 seçim barajının ittifakın alacağı toplam oy için geçerli olması, her ne kadar küçük partileri bir ittifak içinde hareket etmeye itse de, çok farklı/ marjinal görüşte olan partilerden bir kısmının her hangi bir ittifak içerisinde yer alamıyor-alamıyor olması nedeniyle, bu partiler bakımından hala yüksek olan bu oranın uygulanmasının parlamento dışında kalma riski yarattığı görülmektedir. Unutulmamalıdır ki; bir siyasal partinin en önemli meşru siyasal zemini parlamentodur, yüksek oranlı seçim barajları ise bir kısım siyasal partilerin bu meşru siyasal zeminden dışlanmasına neden olmaktadır.

Sonuç olarak yüksek oranda seçim barajı uygulamaları; temsilde adaletten uzaklaşılması, barajı aşamayan azımsanmayacak oranda bir kesimin temsilcilerinin parlamentoda temsil edilmemesi, parlamento dışı muhalefetin sertleşmesi, uzlaşma kültürünün gelişmemesi, parlamentoda yaratılan suni çoğunluğun meşruiyetinin sorgulanması gibi ağır sonuçlar yarattığından, seçim barajının %10 dan yine yüksek bir oran olan %7 ye indirilmesi yerine, batılı ülkelerde olduğu gibi %2 – %5 arasında belirlenmesi yerinde olacaktır.

 

 

Ortak Akıl Politika Geliştirme

Sosyal Medya

Bizi takip edin, birlikte daha güçlüyüz...